Kitap başlarda biraz fazla ayrıntıya girmiş ama inanın devamını okudukça yazarın her şeyi bilhassa böyle oluşturduğunu anlayacaksınız. Hele 300. sayfadan sonra yerinizden kımıldamanız mümkün değil. Okurken meraktan öyle gerildim ki anlatamam. Ama kitabın her sayfasında yarattığı his mükemmeldi. Bence kitaptaki her karakter birer başroldü.
Yıllarca araştırılmasına rağmen çözülememiş bir cinayeti anlatıyor kitap. Zamanında çok zengin bir iş adamı olan Henrik köklü bir aileye sahiptir. Fakat hiç çocuğu olmamıştır. Yeğenine sahip çıkar ve onun bakımını üstlenir. Nasıl olduysa bir gün yeğeni Harriet ortadan kaybolur. Henrik yıllarca manyak derece araştırma yapar ama asla onu bulamaz. Herkes ortada bir cinayet olduğunu düşünür. Yıllar sonra olayın üstü kapanır fakat bunu unutmayan tek kişi Henriktir. Bir gün ünlü bir gazeteci olan Mikael'i, Harriet'in katilini bulması için tutar. Mikael bunun imkansız olduğunu düşünür. Yinede teklifi kabul eder. Çünkü paraya ve itibarını kurtarmaya ihtiyacı vardır. Mikael araştırmaya başladıkça katili bulmanın imkansız olmadığını anlar ve bulduğu her bir delil onu şoka uğratır...
Sizlere dövmeli kızımızdan bahsetmeyeceğim :) Çünkü kendisi kitap boyunca gizemini korudu. Bende onu sürdürmek istiyorum.
Kitap tahmin edemeyeceğiniz kadar şok yaşatıyor. Olay içinde olay vardı adeta. Kesinlikle okunması gerekenler arasında diye düşünüyorum ve sözlerimi burada bitiriyorum. :)
'İnsanların her zaman bir sırrı vardır. Önemli olan bunları ortaya çıkartmaktır.'
'...kaybedeceğin kesinken asla savaşa girme. Ama seni aşağılamış olan hiç kimseyi de affetme. Zamana bırak ve güçlü olduğun zaman saldır.'





